"Biz, saçı uzun aklı kısa diye erkeklerin hande-i istihzasına hedef olmuş bir taifeyiz. Erkekliği kadınlığa kadınlığı erkekliğe tercih etmeyerek şahrah-ı say ve amelde mümkün olduğu kadar pay endaz-ı sebat olacağız. Yazacağımız şeye haklı haksız itiraz varid olacakmış. Fakat bizim vazifemizde bile olmayacaktır. Haklı olan itirazı risalemizde ma‘ü’l-memnuniye derc edeceğimizden şayan-ı tahsin görülüyor. Fakat haksız vuku bulacak itiraza elimizden geldiği kadar mukabele etmek daire-i hürriyetimiz dahilindedir. Hiç esef etmeyiz."
Şükûfezar , 1. Sayı 18 Kanunusani 1886 / 13 Rebiyülahir 1303
Öyle sanıyorum ki; Arife Hanım önderliğinde kurulan Şükûfezar dergisinin feminist mücadelede adının bu kadar geç anılmasının başlıca sebebi "müslüman" ibaresidir. Oysa, o günün şartları düşünüldüğünde bunun muazzam karşılanması gerekir. Ve fikrimce feminist mücadelede Ulviye Mevlan'nın Kadınlar Dünyası'ndan önce anılmalıdır.
Şükûfe, Farsça bir kelimedir ve çiçek anlamına gelir. Şükufezar da çiçek bahçesi. Günümüzde feminist mücadelede her ne kadar "Her kadın bir çiçektir" cümlesine itiraz edilse de geçmişte, feminist mücadelenin içinde yer alan kadınlar, birbirlerine "şükûfe" diye hitap ederlermiş.
Haziran 1923'de Kadınlar Halk Fırkası'nın kuruluşuna katılan ve ilk kadın partisinin genel sekreterliği görevini yürütüp, kadınların seçme ve seçilme hakları konusunda verilen mücadelenin başında yer alan ilk isimlerden biri Şükûfe Nihal, kadın haklarını savunan bir anne ve babanın kızı olarak 1896'da dünyaya geldiğinde, annesi Nazire Hanım, kızı için Nihal ismini seçmiş, babası Ahmet Abdullah Bey, Şükûfe ismini kadın mücadelesine duyduğu saygıdan dolayı kızına vermeyi uygun görmüş. Şükûfe Nihal, Türkiye'de ilk yüksek okul eğitimi almış ve tamamlamış kadın, ayrıca ilk kadın lise öğretmenidir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder