20 Haziran

"İleride ne ben ne de başka biri on üç yaşında bir kız çocuğunun düşüncelerini umursamayacak gibi geliyor bana." 

Anne Frank, 20 Haziran 1942

19 Haziran

"Sorun sadece benim kitabımın* yasaklı kitaplar listesine alınmış olması değil. İsrail'de okullarda Filistin edebiyatına ait hiçbir kitap bulamazsınız. Okul hayatım boyunca Filistin edebiyatından hiçbir eser okumadım. Hayır, beraber yaşadığımız insanların edebiyatından ziyade James Joyce okumamızın bizim için daha faydalı olacağını düşündüler. Bence Arap edebiyatını çevirmemek aslında bir İsrail politikası. Bir nesilden diğerine aktarılan düşmanca bir tutum var. Gerçek şu ki, onların kişisel ve kültürel yaşamlarına dair bir içgörümüz yok. Aradaki boşluğu dolduracak hiçbir şeyimiz yok. Edebiyat elbette böyle bir köprü olabilir, çünkü diğer insanların da tıpkı bizim gibi insan olduğunu görmemize yardımcı olur."

Dorit Rabinyan, 19 Haziran 2017


*Dorit Rabinyan'ın 2014 yılında yayımlanan, New York'ta yaşayan, birbirlerine aşık olan ancak ülkelerinde yaşananlar ilişkilerine yansıdığından mutlu olamayan İsrailli bir kadınla Filistinli bir erkeğin hikayesini anlattığı "All the Rivers" romanı, İsrail'de 2016 yılında yasaklı kitaplar listesine alındı.

18 Haziran

"alçak sesli şiirlerin sırdaşıdır sarmaşık"

Murathan Mungan, 18 Haziran 1992 

(Mürekkep Balığı kitabındaki Sarmaşık şiirinden) 

 

"herkesin ebe olduğu bir oyunda

herkes saklandı birbirinden"

Murathan Mungan, 18 Haziran 1992 

(Mürekkep Balığı kitabındaki Çay şiirinden)

 


17 Haziran

"Seralar çiçek azmanları üretiyorlardı ama kır çiçekleri azalıyordu gittikçe. Azala azala dünyamızda gittikçe azalan mutluluğa benzediler. Biraz da şairlere... İnsan ayağının değdiği yerlerde cılızlaşıyorlar sonra da bir daha tohum döküp ertesi bahar yeniden yeşermek için mecalleri kalmıyordu."

"Dilimdeki pas tadıyla yaşamayı öğrenebilecek miyim?"

"Hayat her şeye rağmen yaşanmaya değer mi diyorsunuz? Siz öyle diyorsunuz ama çiçekler öyle düşünmüyor. Onlar da aşklar gibi. Her şeye rağmen yaşamıyor. Koparıldı mı dalından, konuldu mu vazolara, bir bardak su lütfetseniz de ömrünü tamamlıyor. Anısı bile kalmıyor zamanın. Kalsa da kurumuş papatyalar gibi hüzünlendiriyor işte."

Ahmet Telli, 17 Haziran 2000

"ayının ini var

sümüklüböceğin kabuğu

bizimse bu işte halimiz ortada"

Nazım Hikmet, 17 Haziran 1962
(Neyi Bildirir Sayılar şiirinden.)

16 Haziran

"Bekleyiş, sessizlik, karşılaşma ve son

her şey baştan boşa alınır.

Sizden beklenen tek şey

Açık kalmış gözler için

sessizliğin çekirdeğine soyutlanacak

benzer bir hikayeyi

Karşınıza almanızdır."

Murathan Mungan, 16 Haziran 1991 

(Oyunlar İntiharlar Şarkılar kitabındaki Boş Uzam şiirinden) 

15 Haziran

"Eski dünyada, her sabah gazete okuyan, radyo dinleyen mutlu bir çocuktum. Eskiden değil, geçmiş zamanda değil, eski dünyada. Her sabah gazete okuyan, radyo dinleyen çocuk büyürken, dünya eskidi. Yeni dünyada çocuklar, elleri boyayan kağıtlara basılmış gazeteleri okumuyor, spikerlerin heyecanla konuştuğu radyo programlarını dinlemiyor. Yeni dünyada çocuklar, çok istedikleri bir şeyin Noel'de kendilerine hediye edilebileceği ihtimalinin heyecanını bilmiyor. Yeni dünyada çocukların çok şeyi var, bu çok şey arasında, yalnızlık, psikolojik sorunlar, göz sağlığı problemleri ve ve ve... ama mutluluk yok.."

Chris Rea, 15 Haziran 2016

Chris Rea demişken; en sevdiğim şarkısı da burada dursun. Bu şarkıyı ilk dinlediğim yıllarda ben de mutlu bir çocuktum.

14 Haziran

“Ben tutuklanmak için otobüse binmedim. Eve gitmek için otobüse bindim.” 

Rosa Parks, 14 Haziran 1999, Times Dergisi’nin “20. Yüzyılın İnsan Hakları Savunucusu” ödülünü aldığı konuşmasından.

13 Haziran

"Faşizm, her yerde her zaman ulusal zaafları kullanır. Zayıflamış halklar, kendileri adına düşünecek bir beyin, kendilerini taşıyacak bir sırt ararlar. Diktatörler böyle doğar."

Carl von Ossietzky, 13 Haziran 1923

12 Haziran

"Soyunun insanlar. Soyunun. Atın fazlalıklarınızı, atın içinizdeki kötülükleri. Soyunun. Soyunun insanlar. Kendinize, insanlığınıza dönün."

Erkin Koray, 12 Haziran 1970 

11 Haziran

"Şüphesiz her zaman ilkelerime göre hareket edeceğim, ancak yakın zamanda öğrendim ki, gerçek değişim yalnızca kitlelerin müdahalesiyle mümkün, bireysel eylemler sadece aptalca bireysel bir çığlık olarak kalıyor. Yazıyorlar ama kimse okumuyor; bağırıyorlar ama kimse duymuyor; hareket ediyorlar ama kimse eyleme geçmiyor."

Georg Büchner, 11 Haziran 1833, ailesine yazdığı mektuptan.

10 Haziran

"Denilebilir ki, unutturulmaya çalışılan, kullanmaktan vazgeçtiğimiz ya da kaybettiğimiz her sözcükle beraber, o sözcüğün içselleştirdiği anlamları, çağrışımları, hatta hayatları da kaybederiz."

"Kullandığım dil Türkçe ve ben bu dili seviyorum. Beni kekemeleştirmeye, ahrazlaştırmaya çalışanların saldırılarına karşı, Türkçenin güzelliklerine daha çok bağlanıyorum.

Ama komşu dillere, arkadaşlarımın konuştuğu dillere saygı duymayı unutmadan."

Ahmet Telli, 10 Haziran 2000


09 Haziran

"Çok bakar bizim halkımız. Ufak yerlere seyrek uğrayan trenlere bakar, yol kazılırken bakar, çukur açılırken bakar, köprüden bakar, pencereden gelen gidene bakar, zenginin arabasına, apartmanına, üstüne başına bakar, bakar oğlu bakar.

[...]

Bakmak, tek başına son derece sınırlı, dural, içinde bulunulan durumla pek az ilişkili olan, bu durumu pek az etkileyen, çünkü bu durumu hiç değiştirmeyen bir şeydir.

Bu nedenle, yığınların bir şeye bakarak bilinçleneceklerini umanlar, ipe un sermektedirler.

[...]

Hareket belki berekettir ama, hareket eden bir şeye bakarak bereketlenmek zordur. Bu durumun dışında olan, o durumu içermeyen hareketin, o duruma getireceği bereket pek yoktur. Bir kökün yeşermesi, harekete geçmesi, ancak o kökü ilgilendiren, onu değiştirecek olan hareketlerle mümkündür, onu sulamak, çapalamak gibi.

Onun için, yığınların hareketiyle ilgilenenler, onu harekete getirmekten söz edenler, onların dışında yapacakları hareketlerin, bir anlamda sadece kendi kendini yoran ve tüketen hareketler olduğunu düşünmeliler. Çünkü yığınlar, ancak onları harekete geçirebilecek durumlarda, değişmesi gereken durumlarda, değişmeye hareket ederler.

Ötesi, Garry Cooper'ın filmlerinden çıkınca bir süre onun gibi yürüyen hayran gibidir. Ama yalnız geçici bir süre, günün gerçeği ensesine binene dek."

Sevgi Soysal, Politika, 9 Haziran 1976

08 Haziran

"İyi yazarlar üretemeyen tek bir hükumet biçimi vardır ve bu faşizmdir. Çünkü faşizm, zorbaların yalanlarını anlattığı ve yazdırdığı bir sistemdir. Yalanları yazmayan bir yazar, faşizm altında yaşayamaz, çalışamaz, çalıştırılmaz. Faşizm yalandan ibaret olduğu için edebi kısırlığa mahkumdur ve geride kaldığında -kanlı cinayet tarihi dışında- bir edebi tarihi olmayacaktır." 

Ernest Hemingway, 8 Haziran 1937, Amerikan Yazarlar Kongresi'ndeki konuşmasından.

07 Haziran

"Çıkmaz çocuk şarkıları

Kahkaha her dilde aynı

Bindiğiniz masalları rüzgar süpürdü

Bir masal göredir çünkü

bütün yol ağızları"

Murathan Mungan, 7 Haziran 1991 (Mürekkep Balığı kitabındaki Çıkmaz Şarkı şiirinden)

06 Haziran

"[...] silah altındaki askerleri hukuka aykırı emirlere uymamaya çağıran bildiriler yayımlayan Yesh Gvul kâh yüksek perdeden kâh fısıltıyla kırk yıla dayanan bir barış ve ret hareketinin ağlarını örmeye devam ediyor, hareketin destekçilerinden Şair Nathan Zach’ın dizelerindeki çağrıyla;

Dağları yerinden oynatmaya vaktimiz olmadığından

Belki de buralara dağları yerinden oynatmaya gelmediğimizden

Şiirler yazmak için çok az zaman kaldığından

Burada, aşağıda olmanın ayrıcalığını ve

“Hayır” diyebilme ayrıcalığını seçiyoruz"


Serkan Öztürk, Yesh Gvul! | Her şeyin bir sınırı vardır, BirGün Pazar Eki: 6 Haziran 2021

 

Makalenin tamamını okumak için; 

Yesh Gvul! | Her şeyin bir sınırı vardır

05 Haziran

5 Haziran 1883’te Orient Express, Paris’ten Konstantinopolis’e ilk yolculuğunu yaptı. 

04 Haziran

"Peki nasıl bir erdemmiş bu susmak erdemi? Neden susuyorlarmış bu erdemli suskunlar?

[...]

Fazla erdemlerinden olacak, yolsuzluk ve rüşvet dedikoduları ayyuka çıkarken duymazlıktan gelip konuşmuyorlarmış.

Memurlar, öğretmenler oradan oraya sürülür, ocaklar söndürülür, hatta kimi yerlerde can güvenllikleri de kalmazken onlar susuyorlarmış.

Karakollarda, emniyet bodrumlarında, insanlar coplanır, işkence görürken, onlar susuyorlarmış.

Partizanlık, adam kayırma, haksızlık, adam yemek, kanun tanımazlık, ilkellik ve bağnazlık devlet kurumlarını bir bir örümcek gibi sarmışken, onlar susuyorlarmış.

Anayasa, ona en başta uyması gerekenlerce çiğneniyorken onlar susuyorlarmış.

Üniversite gençliği hedef gösterilerek öldürülür, anaları çocuklarını korumak için sokağa dökülmüşken, onlar susuyorlarmış.

Böyle susmak da eğer bir erdemse, böyle erdeme ne demeli?

Bu erdemliler, bizim Nasreddin Hoca'nın hindisini hatırlatıyor bana. Hani Hoca, nalet hindisini papağan diye yutturmaya kalkmış da, karşısındaki "Ama bu konuşmuyor?" diye direnince, "Konuşmak bir şey mi, bu düşünüyor," demiş ya, işte o hesap.

Bizim "sessiz çoğunluk" da, bütün bu onlanlar karşısında konuşacağına düşünüyor herhal. Hindi gibi. Eh, ne yapalım?

Susadurun bakalım yılbaşı hindileri, yılbaşında kesilene dek susun."

Sevgi Soysal, Politika, 4 Haziran 1976

03 Haziran

"İnsan ırkı hakkında karamsar olmak kolaydır, ancak bana olduğumuzdan daha iyi olabileceğimizi kanıtlayan insanlar var." 

James Baldwin, 3 Haziran 1964 

 

"Alaycılık bilgelik kisvesi altında gizlenir, ama ondan çok uzaktır. Çünkü alaycılar hiçbir şey öğrenmezler. Çünkü alaycılık kendimize dayattığımız bir körlüktür, incitileceğimizden ya da hayal kırıklığına uğrayabileceğimizden korktuğumuz için dünyayı reddetmektir."

Stephen Colbert, 3 Haziran 2006


02 Haziran

01 Haziran

1 Haziran İzlanda'da Morina balığı yeme günü. 

Bu gelenek, Birleşik Krallık ve İzlanda arasında ilki 1 Eylül 1958- 11 Mart 1961, ikincisi 1 Eylül 1972-8 Kasım 1973, üçüncüsü 16 Kasım 1975'de başlayıp 1 Haziran 1976 NATO'nun müdahalesiyle İzlanda lehine sonuçlanan Morina Savaşlarına istinaden 1977'de başlamıştır. 

1976'da NATO aracılığıyla yapılan bir anlaşmayla Birleşik Krallık, İzlanda'nın kıyıları etrafında sadece 12 deniz mili genişliğinde özel bir bölgede avlanma iznine sahip olurken daha önce sahip olduğu (sahiplendiği, demek daha doğru olur) "açık denizler" uluslararası balıkçılık politikasını terk etmek zorunda kaldı.