"Peki nasıl bir erdemmiş bu susmak erdemi? Neden susuyorlarmış bu erdemli suskunlar?
[...]
Fazla erdemlerinden olacak, yolsuzluk ve rüşvet dedikoduları ayyuka çıkarken duymazlıktan gelip konuşmuyorlarmış.
Memurlar, öğretmenler oradan oraya sürülür, ocaklar söndürülür, hatta kimi yerlerde can güvenllikleri de kalmazken onlar susuyorlarmış.
Karakollarda, emniyet bodrumlarında, insanlar coplanır, işkence görürken, onlar susuyorlarmış.
Partizanlık, adam kayırma, haksızlık, adam yemek, kanun tanımazlık, ilkellik ve bağnazlık devlet kurumlarını bir bir örümcek gibi sarmışken, onlar susuyorlarmış.
Anayasa, ona en başta uyması gerekenlerce çiğneniyorken onlar susuyorlarmış.
Üniversite gençliği hedef gösterilerek öldürülür, anaları çocuklarını korumak için sokağa dökülmüşken, onlar susuyorlarmış.
Böyle susmak da eğer bir erdemse, böyle erdeme ne demeli?
Bu erdemliler, bizim Nasreddin Hoca'nın hindisini hatırlatıyor bana. Hani Hoca, nalet hindisini papağan diye yutturmaya kalkmış da, karşısındaki "Ama bu konuşmuyor?" diye direnince, "Konuşmak bir şey mi, bu düşünüyor," demiş ya, işte o hesap.
Bizim "sessiz çoğunluk" da, bütün bu onlanlar karşısında konuşacağına düşünüyor herhal. Hindi gibi. Eh, ne yapalım?
Susadurun bakalım yılbaşı hindileri, yılbaşında kesilene dek susun."
Sevgi Soysal, Politika, 4 Haziran 1976
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder