09 Haziran

"Çok bakar bizim halkımız. Ufak yerlere seyrek uğrayan trenlere bakar, yol kazılırken bakar, çukur açılırken bakar, köprüden bakar, pencereden gelen gidene bakar, zenginin arabasına, apartmanına, üstüne başına bakar, bakar oğlu bakar.

[...]

Bakmak, tek başına son derece sınırlı, dural, içinde bulunulan durumla pek az ilişkili olan, bu durumu pek az etkileyen, çünkü bu durumu hiç değiştirmeyen bir şeydir.

Bu nedenle, yığınların bir şeye bakarak bilinçleneceklerini umanlar, ipe un sermektedirler.

[...]

Hareket belki berekettir ama, hareket eden bir şeye bakarak bereketlenmek zordur. Bu durumun dışında olan, o durumu içermeyen hareketin, o duruma getireceği bereket pek yoktur. Bir kökün yeşermesi, harekete geçmesi, ancak o kökü ilgilendiren, onu değiştirecek olan hareketlerle mümkündür, onu sulamak, çapalamak gibi.

Onun için, yığınların hareketiyle ilgilenenler, onu harekete getirmekten söz edenler, onların dışında yapacakları hareketlerin, bir anlamda sadece kendi kendini yoran ve tüketen hareketler olduğunu düşünmeliler. Çünkü yığınlar, ancak onları harekete geçirebilecek durumlarda, değişmesi gereken durumlarda, değişmeye hareket ederler.

Ötesi, Garry Cooper'ın filmlerinden çıkınca bir süre onun gibi yürüyen hayran gibidir. Ama yalnız geçici bir süre, günün gerçeği ensesine binene dek."

Sevgi Soysal, Politika, 9 Haziran 1976

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder